
Yazar: beyazzzkalem
-
FREKANS

Söz Kitaplığı Reklamlar -

SÜTRE
Önünden insan geçmesi ihtimali olan bir yerde namaza duracak bir kimsenin yarım metre kadar veya daha fazla yükseklikte ve bir parmak kalınlığında bir sütre koyarak, siper edinmesi müstehaptır.
Sütreye yakın durmak, sütrenin tam karşısında dikilmeyip, onu kaşlarından birinin hizasına almak sünnettir.
Yer sert olduğunda kamçı gibi, şemsiye gibi şeyler uzunluğuna yere bırakılabilir.
Namaz cemaatle kılınıyorsa, imamın önüne koyduğu sütre, cemaat için de sütre sayılır.
Namaz kılanın önünden geçilirse namaz bozulmaz, fakat geçen günah işlemiş olur.
Bir Hadis-i şerif’te şöyle buyuruluyor:
“Kişi, namaz kılanın önünden geçmenin günahını bilseydi kırk (yıl veya ay veya gün) beklemeyi daha hayırlı bilir, geçmezdi.” (Buharî. Tecrid-i sarih:311)

Dua Kitaplığı -

SULAR
Sular iki kısımdır:
Reklamlar1- Mutlak sular: Yağmur, kar, dolu, dere, deniz, göl, ırmak, pınar, kuyu… suları hem temizdir, hem temizleyicidir. Bu sularla her türlü temizlik yapılır, içilir, yemek pişirilir abdest alınır, gusledilir.
2-Mukayyed sular: Gül suyu, çiçek suyu, asma suyu, üzüm suyu… gibi sular, başka maddeden elde edilen sulardır. Bu sularla abdest alınmaz, gusledilmez fakat pislik yıkanır.
- Ağzı temiz olan insanın ve atın, deve, sığır, koyun ve keçi gibi eti yenen hayvanların, kuşların artıkları olan sular hem temizdir, hem temizleyicidir.
- Kedilerin, tavukların, atmaca, şahin, doğan, çaylak, kartal gibi yırtıcı kuşların, fare gibi korunması güç olan hayvanların artığı temizdir ve temizleyicidir. Fakat başka su varken bunları kullanmak mekruhtur.
- Abdest ve gusülde kullanılmış olan sular aslında temiz olup, maddi pislikleri temizlerse de, onunla tekrar abdest alınmaz, gusledilmez. Böyle suları içmek ve hamur yoğurmak mekruhtur.
- İçine pislik düştüğü kesin olarak veya kuvvetli bir tahminle bilinen durgun ve az sularla; akıcı veya çok olduğu halde renk, tad ve kokusundan pislik karıştığı hissedilen sular pistir. Bunlarla temizlik yapılmaz. Zaruret olmadıkça temiz olmayan suları, her ne surette olursa olsun kullanmak haramdır.
- Köpeğin, domuzun, canavarın, maymunun ve diğer yırtıcı hayvanların artıkları olan sular da temiz değildir.
- Zaruret olmadıkça merkep ve katırın artığı olan sularla abdest almak, gusletmek doğru değildir. Fakat pislenen şeyler yıkanabilir.

Dua Kitaplığı -

KERÂHET VAKİTLERİ
ReklamlarÜç vakit vardır ki bu vakitlerde namaz kılınmaz.
- 1- Güneş doğduktan sonraki 32 dakika içinde,
- 2-Güneş tam zevâl vaktinde iken, yani öğle namazından evvelki 15-20 dakika içinde,
- 3- Güneş batarken, yani akşam namazından evvelki 45 dakika içinde. Bu vakitte o günün ikindi namazının farzı kılınabilir.
Bu üç vakitte; kazaya kalmış farz namazlar, vâcip namazlar, kerahat vaktinden önce hazırlanmış cenazenin namazı kılınmaz. Yine önceden okunmuş bir secde âyetinden dolayı tilâvet secdesi de yapılmaz. Aksi takdirde iâdeleri lâzımdır. Bu üç vakitte nâfile namaz da kılınmaz, fakat kılındığı takdirde iâdesi gerekmez. Kerahet vakitlerinde Kur’ân okuyup, zikir yapmak ise câizdir.
Sabah namazı vakti girdikten sonra, sabah namazının sünneti hariç, güneş doğana kadar nâfile namaz kılmak mekruhtur. İkindi namazı kılındıktan sonra güneş batana kadar da nâfile namaz kılmak mekruhtur.

Dua Kitaplığı -
KAVRAM

Söz Kitaplığı Reklamlar -

KURBAN KESİLDİKTEN SONRA OKUNACAK DUA
(İnne salâtî ve nüsükî ve mahyâye ve memâtî lillâhi Rabbilâlemîn.)
“Şüphesiz benim namazım ve ibadetlerim, ölümüm ve hayatım Âlemlerin Rabbi olan Allah’ındır (O’na mahsustur, O’nun içindir.)”

Dua Kitaplığı (Bismillâhi tevekkeltü alallâhi lâ havle velâ kuvvete illâ billâhil Aliyyil Azîm.)
“Allah’ın ismiyle, Allah’a güvendim. Kuvvet ve kudret, Yüceler Yücesi olan Allah’a mahsustur.”
Kurban kestikten sonra yukarıdaki ayeti okumak müstehaptır. Bu eskiden beri böyle gelmiş ve böyle gidecektir. Bütün yapılan ameller hiç şüphe yok ki Allah için yapılır. Allah namına yapılan ameller, kazanç bakımından bizler içindir. İşte kurban da yapılan amellerden birisidir. Bu da Allah için kesilir, O’nun ismiyle, O’nun rızası için kesilir. Fakat sevabı kul için, bizim için ve bizim menfaatimiz içindir. Yoksa Cenab-ı Hakk’ın bizim kurbanımıza ihtiyacı yoktur. Akıtılan kurban kanları Allah’a ve Allah rızasına yöneliktir.
Kurban kesmek hali vakti olanlar için vacibdir. Kurban etini üç kısma ayırmak lazımdır. Bir kısmını çoluk çocukla yemek, ikinci kısmını fakir fukaraya dağıtmak, üçüncü kısmını da eş ve dostu ile yemek en doğrusudur. En iyisi koç kesmektir, buna kudreti olmayanlar için ortaklaşa sığır kesmek caizdir. Hülasa: Kurban kesmenin faydası bizim için, bizim menfaatimiz içindir. Peygamberimiz bir hadis-i şeriflerinde: “Kimin hali vakti müsait olur da kurban kesmezse, bizim namazgahımıza yaklaşmasın.” buyurmaktadır.
-

KURBAN KESİLİRKEN OKUNACAK DUA
(İnnî veccehtü vechiye lillezî fatares-semâvâti vel-arda hanîfen vemâ ene minel-müşrikîn.)
“Şüphesiz bir şekilde ben, dinime tam manasıyla yapışarak, yeri göğü yaratan Allah’a döndüm. Ben müşriklerden (Allah’a ortak koşanlardan) değilim.”

Dua Kitaplığı (Allâhumme hâzâ minke ve leke ve takabbel minnî, kemâ takabbelte min Muhammedin nebiyyike ve İbrâhîme halîlike.)
“Ey Rabbim, şu kurban Sendendir ve Senin(rızan) içindir. Dostun İbrahim Aleyhisselam ve sevgilin Muhammed Aleyhisselam’dan kabul ettiğin gibi, bu kurbanı da benden kabul buyur.”
İbrahim Aleyhisselam, Allah’ı anarken tefekküre dalmış; önce yıldızlara, sonra Ay’a ve daha sonra Güneş’e yönelmiş, sonra bunların hepsinin sönüp devam etmediğini görmüş, işte o zaman:”Yönümü ve yüzümü yerleri ve gökleri yaratan Allah’a çevirdim ve O’na yöneldim.” demiş ve Hakk’ı bulma mazhariyetine kavuşmuştur. İşte biz de ona bakarak kurbanımızı keserken veya kestirirken bu duayı okumalıyız. Cenab-ı Hakk’a karşı, “Bu Sendendir, Senin rızan içindir, benden bunu kabul eyle.” dememiz de kurbanımızın kabulünü istememize işarettir.
İbrahim Aleyhisselam, Peygamberimizin ikinci dedesi sayılmaktadır. Resûlullah Efendimiz onun sülalesinden gelmiştir. Onun da derecesi Allah nazarında çok yüksektir. Bizim Peygamberimiz ise bütün peygamberlerden daha şereflidir. Çünkü Allah, Ona hiçbir peygambere vermediği şerefi vermiştir. Onun hakkında: “Vemâ erselnâke illâ rahmeten lil âlemin.” yani “Ey Habibim, seni bütün âlemlere rahmet olarak gönderdim.” buyurmuştur.
Bütün peygamberler bizim Peygamberimizin nurundan oluşmuşlar ve kemale ermişlerdir. Çünkü Yüce Mevla, Ona: “Sen olmasaydın ey Habibim, ben kainatı yaratmayacaktım.” demiştir.
-

EL-AZÎZ
ESMÂ’ÜL- HÜSNA
el-Azîz:
Reklamlarİzzet, azamet sahibi; her işte galip(üstün), mağlup olması düşünülemeyen.
Kur’an’da bu isim çok geçiyor. Allah’ın izzeti ve galibiyeti her işle anlaşılıyor. Hiçbir kuvvet, O’nun kuvvetine ulaşamaz, O’na galip gelemez. Bütün insanların var olması ve yok olması O’nun “Kün” yani “Ol!” demesi ile oluyor. İşte her işinde galip ve emrinde aziz olan Allah, bizleri yoktan var ediyor ve yine yokluğa havale ediyor. Açık bir kudret.

Dua Kitaplığı -

EL-MÜHEYMİN
ESMÂ’ÜL- HÜSNA
el-Müheymin:
ReklamlarYaratmış bulunduğu mahlukatı muhafaza eden ve koruyan.
Görünen ve görünmeyen, bilinen ve bilinmeyen bütün varlıkları Allah yarattı ve onları gerektiği şekilde koruyan da Allah’tır. İşte yukarıdaki Müheymin ismi bu sırrı bize açıklamaktadır. Cenab-ı Hakk’ın koruması olmasaydı, bütün âlem altüst olurdu. Hayat felce uğrardı, nizam intizam bozulurdu. Biz Hakk’ın himayesindeyiz, bir an o himayeden çıksak hepten yok oluruz. Nasıl bir fabrika ustasız kaldığı an yıkılmaya mahkum ise, bizler de aynı o fabrika gibiyiz. Onun için bir çok tehlikelerden bizleri koruyan Hz. Allah’tır. O’na gece gündüz hamdetmek bizim fıtri bir vazifemizdir.

Dua Kitaplığı

